![]()
1 Eyl
İnsan İşe Neden Ruhunu Katar?

Geçtiğimiz günlerde ülkemiz ve şirketimiz için çok önemli bir olaya tanıklık ettik. 30 Temmuz günü Türkiyemizi 3G teknolojisi ile tanıştırdık. Bu yazımda size bu teknolojiden ve onun hayatımıza getireceklerinden bahsetmeyeceğim.
3G lansmanımızı yaptığımız gün çok değerli dostumuz Ali Poyrazoğlu da bizlerle birlikteydi. Basın lansmanımızın sonrasında 8 bölgedeki tüm Turkcell çalışanlarına yaptığımız bir canlı yayın ile bağlanarak 3G coşkusunu hep birlikte yaşadık.
Toplantımızın başında Ali Poyrazoğlu bizlere öyle bir sunum yaptı ki çoğu İK profesyoneli için uzun yıllar yaptığı çalışmaların bir özeti gibiydi.
Sunumun bir kısmını video olarak da sizlerle paylaşıyorum.
İşe Ruhunu Kat! from turkcell blog on Vimeo.
Bu sözler üzerine çok düşündüm. Sunumun içinde mutluluk, başarı, denge, hayatla olan ilişki, yabancılaşma gibi pek çok önemli kavrama değinmesine rağmen biri üzerinde daha fazla düşündüm. İşe ruhunu katmaktan ne anlıyoruz? İnsan neden işe ruhunu katmalı ?
Sadece işe ruhunu katmak değil belki de önemli olan. İnsan eline aldığı her şeye yüreğini, sevgisini, ruhunu koyarsa daha güzel olmaz mı ? Bir çiçeği sadece alıp toprağa ekmek yeter mi? Ona zamanında su, gübre, doğru ışık, sıcaklık, serinlik istediği kadar ama ne çok az ne çok fazla. Verdik diyelim yeter mi ? Çiçeğe çiçek gibi bakmasak yeşerir mi büyür mü?
Bir anne çocuğuna tüm hücrelerinde hissettiği sevgiyi vermese o çocuk, insan olur mu ? İşe ruhunu katmak önemli, evet ama insanın sahip olduğu herşeye gerçek duygularını, düşüncelerini iletmesi o şeyi olduğundan daha iyi daha güzel yerlere taşıyabilir.
İşe ruhunu katmakla ilgili ise çok sevdiğim bir hikayeyi sizinle paylaşmak isterim.
Padişah sarayına aşçı alacakmış. Aşçı da pilavların hasını yapan bir aşçı olmalıymış. Zira padişahın en sevdiği yemek pilavmış. Memleketin dört bir yanına haber salmış.
Ünü dillere destan olmuş pek çok hünerli aşçı saray kapısına gelmiş dayanmış. Sırayla içeri alınıp padişahın huzuruna çıkmayı beklemişler. Hepsini gördükten sonra padişah üç aşçıyı kenara ayırmış sizinle ayrı görüşeceğim demiş.
Padişah birine sormuş : “De bakalım nesi ünlüdür senin pilavının”.
Birinci aşçı cevaplamış. “Efendimiz ben pilavı pişirdikten sonra üzerine yıldız katılmış tereyağı gezdiririm pilav gökyüzü gibi parlar” demiş.
Padişah ikinciye dönmüş. “Senin hünerin nedir?” demiş.
İkinci hemen atılmış: “Padişahım ben tuzu ve suyu öyle bir ayarlarım ki pirinçler bacak bacak üstüne atar” demiş.
Padişah üçüncüden yana dönmüş: “Sen söyle bakalım sen ne yaparsın da pilavım ünlüdür diye geçinirsin?”.
Üçüncü aşçı biraz düşünmüş ve padişahın kulağına eğilip fısıldamış: “Padişahım ben pilavla birlikte pişerim”.
İşe ve yaptığımız herşeye ruhumuzu kattıkça herşey daha da güzelleşecektir.
Sevgilerimle…
gerçekten blog açılması ve blogta bu videoyu izlemek beni çok mutlu oldu .teşekkürler
3 kez izledim. Yine izlesem sıkılmam herhalde.
Paylaştığınız için teşekkür ederim.
Hikaye de çok anlamlı.
tekrar teşekkürler…
buna mümkün olmak elde değil bence .İnsanın anotomisinde var bu özellik .Güzel bir video izledim teşekkürler
Merhaba Selen Hanım,
Bilgilendirici yazınız ve keyifli videonuz için teşekkür ederim.
İnandığım sosyal ağ dünyasında çalışıyor;aşık olduğum mobil iletişim dünyası için etkinlikler düzenliyorum. Yazınızda da belirttiğiniz gibi bu sayede işime tutkuyla bağlıyım.
İnsanı insan yapan ruhunun güzelliğidir, şirketleri şirket yapan ruhu güzel insanlardır. Daha çok, güzel ruhlu insanla beraber oluruz umarım…
oncelikle yeni blog’unuzu tebrik ederim, bu tarz bloglar firma icinden verdigi haberlerle musteri- firma arasinda sicak bir yaklasim sagliyor, meyvelerini en yakin zamanda verecegine suphem yok.
ise ruhunu kat! videonuzu cok begendim, istifadeli olcagini dusundugumden bir kac gen arkadasima da linkini verdim.
her yonden bilgi bombardimanina tutuldugumuz su asirda, insanlarin aklinda binbirturlu hayaller/hedefler var, biraz ondan biraz bundan derken insanlar hicbirseye tam yogunlasamiyor maalesef, her sey ozensiz ve yarimyamalak oluyor, bence insanin derin bir analizle kendini en iyi sekilde cozmesi, sevdigi/kendini uygun buldugu alanda sonuna kadar ruhunu katmasi lazim.
Teşekkürler Selen hanım paylaşımlarınız için
Ne iş olursa yaparım mantığına sahip ve işimi sevmiyorum ama mecburum yapmaya diyen insanlarla dolu olan bi ülkedeyiz malesef:( bense buna şiddetle karşıyım,gerçekten mutlu olacağıma inandığım şirkette mesleğimi yapmak istiyorum ve bu yüzden sizi çok yakından takip ediyorum ve takdir ediyorum,bir gün beraber çalışmak dileğiyle…Ali Poyrazoğlu’nun diline,Selen Hanımın eline sağlık,blogunuz hayırlı olsun…
paylaşım güzel
süper bir sunumdu tesekkürler paylaşımınız için.